Zor bir ailede büyümek
Zor bir ailede büyümek

Zor bir ailede büyümek

“Anne babalarımız her birimizin içine zihinsel ve fiziksel tohumlar ekiyorlar – biz büyüdükçe filizlenen tohumlar. Bazı ailelerde bu tohumlar sevgi, saygı, bağımsızlık kaynağı oluyor. Maalesef birçok ailede, tohumların arasında korku, yaptırım ve suçluluk duygusu bulunuyor…”

Bu cümleyi alıntıladığım “Zor Bir Ailede Büyümek” ilginç bir kitap… İçine doğduğumuz ailenin hayatımıza olan etkilerini, yetişkinlik yaşantımızda ve ilişkilerimizde yaşadığımız sıkıntıların bunlarla olan ilgisini, bilerek ya da bilmeyerek çocukların ruhunu zehirleyen, kimi toplumca daha kabul gören (aşırı sorumluluk almak zorunda kalmış çocuk) kimi ise aklı olan her insanca lanetlenen (fiziksel ve cinsel istismar) anne babalık hallerini inceliyor…  Yazar Susan Forward “Toksik anne babalar” diye ifade ettiği tutumları yedi gruba ayırıyor:

Yetersiz anne babalar: Sürekli kendileriyle meşgul olmaktan çocuklara yeterli ilgi, sevgi, destek bakım veremeyen; yetersiz kişilikleriyle çocuklarını kendilerine bakmak zorunda bırakanlar,

Kontrolcüler:  Yardım etmek, iyiliğini istemek, onun için kolaylaştırmak bahaneleriyle çocuklarının hayatının üzerinde sürekli kontrol sahibi olmaya çalışanlar.

Alkolikler: Gerçeklerden kaçan, düzensiz ruh durumlarıyla boğuşup ezilen bağımlılıkları yüzünden anne-babalık görevlerini yerine getiremeyenler,

Sözel Tacizciler: Çocuklarını sözleriyle döven, alaylı, iğneleyici ve küçümseyen yorumlar yapan, bunları da “şaka, komik, mizah” gibi kılıflar altına saklayanlar,

Fiziksel tacizciler: Kendilerini daha büyük hissetmek için çocuklarını döven, öfkelerini kontrol etme becerisinden uzak olduklarının farkında olmayıp, bu davranışlardan çocukları sorumlu tutanlar.

Cinsel Tacizciler: Çocukların masumiyetini çalan ve bu şekilde onlara en büyük ihaneti yapanlar.

Toksik ebeveynler

Bu başlıkları detaylı inceleyeceğim lakin bugün daha genel bir yazı yazmak geliyor içimden. Altını çizmek istediğim, kitabın da başından sonuna kadar vurguladığı en önemli konu çocukların, anne babaları ne kadar ‘toksik’ olursa olsun, özellikle çocuklukları süresince onlara tam bir sadakatle bağlı olduğu ve onların gözünde “mükemmel kişiyi” temsil eden anne babaların zarar verici davranışlarından da kendilerini sorumlu tuttukları. Örnek şöyle:

“Babam beni dövüyor, çünkü ben bunu hak ettim”.

“Annem alkolik, çünkü ben katlanılması çok zor bir çocuğum.”

“Annem, ben uzakta olursam mutsuz olur, o yüzden onu hiç bırakamam” bunlar ve daha birçoğu…

Forward diyor ki: “Toksik anne babalarla büyümüş kişilerin çoğu onların davranışlarından kendilerini sorumlu tutuyorlar. Savunmasız ve ailesine ihtiyaç duyan bir çocuğun kötü bir şey yaptığı için babasının öfkesini hak ettiğini düşünmesi, esas koruyucu olan babanın güvenilmez olduğunu kabul etmesinden çok daha kolay.” Anne babayla olan ilişki içine doğulduğu andan itibaren norm olarak kabul edildiğinden birçok insanın hayattaki kör noktasını oluşturuyor. Çünkü yaşamın nasıl bir şey olduğunu, insan ilişkilerini, hayatın güvenilir ya da güvenilmez bir yer olduğu fikrini öğrendiğimiz ilk yer burası…

İnsanın anne babasıyla olan ilişkisini sorgulaması demek “hakikat” kabul ettiği tüm kavramları, inançları baştan kurması anlamına geliyor ve bu çoğu zaman korkutucu bir şey… Öyle ki, terapiste gitmeye karar verdikten sonra “Ya annemden babamdan nefret edersem” diye bundan vazgeçen insanların sayısı hiç de az değil… Tüm psikolojik çalışmalar gibi bu kitabın da altını çizdiği bir konu var. Kendiyle çalışan insan, anne babasının üstünde yarattığı etkinin farkına vardıktan sonra yapacağı şey onları değiştirmeye çalışmak değil; kendi üzerindeki etkisini azaltmak olacaktır… Değişim her zaman kişinin kendisinde. Dışarıda değil…  

Sevgiyle…


TARİH
Nisan 10, 2020
Paylaş
mail listesine kayıt olmak ister misin?
Kitap

Beni büyüten kadınlar

Yas, kadın olmak, anne olmak, kendin olmak… Damla Çeliktaban Beni Büyüten Kadınlar’da bir kadının, “edebi annelerim” dediği yazarların peşinde, masallar ve kadın çemberleri vasıtasıyla kendine annelik etmeyi öğrenme yolculuğunu anlatıyor. Kurtlarla Koşan Kadınlar’ın yazarı Clarissa P. Estes’den, Tezer Özlü’den, Sevgi Soysal’dan, Ursula K. Le Guin’den beslenen ve ilham alan bir yolculuk… Derin ve sarsıcı, umut ve şifa veren, iyileştiren bir kitap…
TÜM HAKLARI SAKLIDIR

WordPress Development by NewCycle.Studio